Aydın Doğan vs Recep Tayyip Erdoğan

Doğan Holding yönetim kurulu başkanı Aydın Doğan ve Recep Tayyip Erdoğan (RTE)’ın tartışmaları bir çok kişide olduğu gibi bana da Cem Uzan ve RTE arasındaki kapışmaları hatırlattı.

Zamanında Cem Uzan’a olan ’sempatim’ RTE’ye karşı kafa tuttuğu içindi, “düşmanımın düşmanı, dostumdur” misali.

Cem Uzan da kendi televizyonlarından parti propagandasını yapıyordu, RTE’ye cevaplar veriyordu, şimdi de Aydın Doğan aynı şekilde Kanal D‘de “Özel Söyleşi” ile Mehmet Ali Birand‘la RTE’ye cevap verdi.

Şuanda kanald.com.tr‘nin de “Server is too busy” hatası verip açılmıyor olmasının “Aydın Doğan Başbakan’ı Yanıtlıyor” isimli söyleşi ile alakası var mı bilemiyorum..

Bu şekilde kapışmalarının daha da devam edeceğini düşünüyorum, ancak Aydın Doğan’ın RTE ile başa çıkabilmesi için Cem Uzan gibi özel olarak hazırlanması, hitabını kuvvetlendirmesi gerekiyor.

Aydın Doğan söyleşi de karşı taaruza pek geçmedi, sadece kendisine yöneltilen ithamlara cevap verdi, RTE’nin benimle uğraşmasına gerek yok dedi, ülkenin yolsuzluk ve diğer problemleriyle birlikte uğraşalım vs. gibi uzlaşmacı cümleler kurdu.

Aydın Doğan sürekli benzer şeyleri söyledi;

  • “Başbakan sapla samanı karıştırıyor !”
  • “Bu siyasi şantajdır !”
  • “Basit şeylerle uğraşıyorlar !”
  • “Kısır anlayış !”
  • “Hadi gelin beni hapsettirin !”
  • “Tek gözlü medya ile demokrasi olmaz !”
  • “Türkiye krallıkla mı, demokrasi ile mi yönetiliyor ?!”
  • “Tehtit, şantaj, baskı yapıyorlar !”

RTE’nin Doğan Holding‘in sonunun Uzanlara benzemesi için hazırlık yaptığı, hukuka aykırı eylemleri ile ilgili dosya tuttukları ve yakın zamanda saldırıya geçeceklerini okumuştum ki Aydın Doğan da söyledi, “Dosya tutuyorlarsa bu şantajdır !”

Zaten Erdoğan’ın akrabası, kankası, eşi dostunun bulunduğu Çalık Grubu, Doğan Holding’in çeşitli sektörlerdeki rakibi konumunda, bu da ileriki günlerde benzer tartışmaları çok göreceğimizin en açık belirtisi…

Mezun Oldum !

Yeditepe ÜniversitesiAslında bu yazı epey bir gecikti ama olsun, Yeditepe Üniversitesi Sistem Mühendisliği (Endüstri Opsiyonu) bölümünü bitirdim…

Ders alma/alamama, ortalama, kredi vs. gibi çeşitli durumlardan ötürü, teknik olmayan seçmeli dersimi (Fotoğrafçılığa Giriş) yaz okulunda almak zorunda kaldım, durum böyle olunca da 1 dersimden dolayı zamanında mezun olamadım, zamanında mezun olamayınca da sevgili (!) Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Dekanlığı beni mezuniyet törenine kabul etmedi.

Mutlu bir şekilde bölümümü bitirip, okulumu herkese övmeyi düşünürken, kendilerine küfür ettire ettire mezun oldum, sağolsunlar… Hüküm süren Bedrettin Dalan krallığı ne zaman son bulursa, işte o zaman okul, okul olmaya başlayacak.

Sırada ise askerlik var, ama sevgili (!) dekanlık canı ne zaman isterse o zaman çıkış belgemi vereceğinden, halen beklemedeyim.

Çıkış belgemi aldıktan sonra en geç 25 Eylül’e kadar askerlik şubesine başvurmam gerekiyor, amacım aralıkda askere gidebilmek…

Eğer herşey yolunda giderse yakında askerlik şubesi maceralarımla ilgili yazılar yazacağım.

Sol Ayak Serçe Parmağımı Kırdım

Sol Ayak Serçe Parmağımı KırdımDün akşam evin içinde odadan odaya geçiş yaparken sol ayak beşinci parmağımı (serçe parmak) sandalyeye çarptım.

Dar yolda aşırı hız yapmanın sonucu olarak çarpmanın etkisiyle büyük bir acı yaşadım, “birazdan geçer” umuduyla beklememe rağmen acıda bir değişme olmadı.

Şişme, morarma ve acıyı dindirmek için buz tedavisi uygulamama rağmen, şişmesine ve acısının geçmesine engel olamayınca gece yarısı Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA)’nın yolunu tuttum.

Çekilen röntgen sonucunda parmağımı kırdığım anlaşıldı… Ayağımın üzerine basmakta zorlandığım için tekerlekli sandalye deneyimi de edinmiş oldum.

Kırık beşinci parmağımı, dördüncü parmağıma sabitleyen bir sargı yaparak eve gönderdiler, cuma günü tekrar hastaneye gideceğim ve kırığın kayıp kaymadığına bakacaklar.

Eğer kayma varsa alçı yapılacak, belki de küçük bir operasyon geçireceğim. Herhangi bir problem yoksa da basit bir sargı ile 15 günde iyileşirmiş. Eğer alçı olursa da yaklaşık bir ay alçıda kalacakmış…

Leo Avrupa Forumu 2008′in Ardından

Bir önceki yazımda da bahsettiğim gibi 22-30 Ağustos tarihleri arasında, 20 farklı ülkeden 163 Leo’nun katılımıyla gerçekleşen, Leo Avrupa Forumu (Leo European Forum - LEF)’nda görevli olarak Kapadokya’daydım.

Açılış/kapanış toplantıları ve ülke tanıtım sunumlarını teknik açıdan problemsiz bir şekilde hallettik, sadece bir ülkenin tanıtım videosunu projeksiyondan düzgün bir şekilde göstermeyi başaramadım…

Leo’nun uluslararası bir deneyimini tatmış olmaktan da ayrıca mutluyum, bir sonraki LEF 2009 İtalya‘da, LEF 2010 ise Avusturya-Macaristan ev sahipliğinde gerçekleşecek.

Leo Avrupa Forumu 2008, Kapadokya

Forum sırasında çeşitli atölye çalışmaları, toplantılar, turistik geziler ve takım oyunlarının yanı sıra sosyal aktivite kapsamında, bölgede yaşayan İranlı mülteci çocuklarla aktivite düzenlendi. Katılımcıların ülkelerinden getirdikleri çeşitli hediyeler ve bizim temin ettiğimiz uçurtmalar ile katılımcılarla mülteci çocuklar keyifli dakikalar yaşadılar.

Forumun son gecesinde de Göreme Açık Hava Müzesi‘nde organize ettiğimiz gala gecesi ile Avrupalı Leo’lara unutulmazbir akşam yaşattık. Gala gecesi hazırlıklarında da sahne, pist ve ışık sistemlerinin kurulumunda bilfiil çalıştım, aslında kurulum çok basit ancak çok yorucu, hele ki öğlen güneşi altında çalışıyorsanız…

Bir organizasyonu daha çok büyük problemler yaşamadan tamamladık, böyle takım çalışmaları içinde yer aldıkça sinirlerime, heyecanıma, kendime ve süreç içindeki motivasyonuma nasıl hakim olmam gerektiğini öğreniyorum, kendi kendime dersler çıkartıyorum.

Leo Avrupa Forumu 2008, Kapadokya

Leo Avrupa Forumu 2008Avrupalı Leo’ları bir araya getiren Leo Avrupa Forumu (Leo European Forum - LEF) bu yıl Türkiye’de, Türk Leo‘ları tarafından organize ediliyor ve ben de teknik komite de görev alıyorum.

23-30 Ağustos tarihleri arasında Kapadokya’da gerçekleşecek LEF 2008 için bu akşam yola çıkıp, yarın sabah Nevşehir‘de olacağız. Bir gün önceden gidip toplantı salonundaki sistemi ve gerekli cihazları test edip, eksikleri belirleyip, pazar günkü açılış toplantısına hazır etmeliyim.

Eh tabii teknik ekibin işi açılış toplantısıyla bitmiyor, sonraki toplantılar için laptop, ses, projeksiyon sistemlerinin kurulması, diğer komitedekilerin teknik ihtiyaçlarına koşuşturma vs. gibi bol bol yapacak şeyim olacak.

Bu forumun katılımcı sayısı yaklaşık 150 kişi, geçen yıl organizasyonunu yaptığımız ve benim yine teknik komitede çalıştığım 24. Ulusal Leo Forumu‘nda ise yaklaşık 620 kişiyi ağırlamıştık. Buradaki tek fark, Ulusal Forum’un sadece 3 gün sürmüş olması, Avrupa Forumu ise 7 gün sürecek.

Ulusal Leo Forum’daki deneyimimden sonra Avrupa Leo Forum’unun daha rahat geçeceğini düşünüyorum, umarım kazasız belasız bir şekilde üstesinden geliriz…

LEF programı ve detaylarını merak edenler lef2008.com‘dan bakabilirler.

İst. Gençler Arası Değişim Kampları 2008 Sona Erdi

16-27 Temmuz tarihleri arasında, 118-E Lions Yönetim Çevresi’nin düzenlediği İstanbul Gençler Arası Değişim Kampları sona erdi…

Bu yıl geçen seneki kamplara göre daha fazla yoruldum, çünkü normal görevlerimin yanı sıra kamp saymanı olarak da çalıştım.

Lions Gençler Arası Değişim Kampı 2008

Dokuzuncu defa düzenlenen “Bosphorus Youth Exchange Camp” ve ikincisi düzenlenen “Istanbul Culture Youth Exchange Camp“larını çok büyük problemler yaşamadan tamamladık.

Yaşadığımız tek problem Caddebostan Burger King‘e gittiğimiz gün 7 kişinin zehirlenmesi oldu, ve bu 7 kişiden 4′ünü (ki bunlardan biri de benim) hastaneye kaldırmak zorunda kaldık, ancak serum verilince kendimize gelebildik. Bu olayın detayları da ayrı bir yazı konusu…

Ayrıca bir diğer bahsedilmesi gereken konu da Kapalıçarşı esnafının bir kısmının ne kadar ‘iğrenç‘ insanlar olduğu, bir süre sonra tacizlerden bıkıp insanların alışveriş yapma isteği kalmıyor, sonra da “kaliteli turist gelmiyor, iş hiç yok” diye ağlarlar…

Bu bir kısım ‘iğrenç’ insanların dışında, dükkanını bırakıp bize yardımcı olmak için bize yol gösteren esnaflar da oldu, ki zaten o adam da Kapalıçarşı yönetiminde, çarşının daha da iyileşmesi için çalışmalar yapanlardan bir tanesiymiş.

Yabancı gençlerle birlikte dolaştığınız için bizlerin gözünden kaçan ya da artık alıştığımız için bize garip gelmeyen durumları onlar çok daha rahat bir şekilde farkedip, sizi sorularıyla köşeye sıkıştırabiliyorlar.

Örneğin, Kapalıçarşı’da sigara içmek yasak olmasına rağmen, esnaf fosur fosur sigara içiyor, biz gençleri sigara içmemeleri konusunda uyarırken, sağda solda içenleri görünce doğal olarak “neden ben de içemiyorum?!” diye soruyorlar.

Eğer aralıkda askere gidersem ve kısa dönem yaparsam, 2009 kampına yetişebiliyorum, umarım 2009′da da bu keyifli organizasyonun içinde yer alabilirim…

Sayfalar (52):1234» ...Son »